Kayıtlar

Eylül, 2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Meh

Güncelleme bu galiba. Notları alalı 2 gün oldu, daha çalışmaya başlamadım. Yine yastık yumruklamak istemiyorum. Pişmanlığın altında ezilmenin nasıl bir şey olduğunu hatırlıyorum. 8 Ekim. Belki zor biraz, belki Nisan 2016'yı yaşayacağım yeniden. Tellerim canımı yakıyor. Yarın dolgu için başka bir kliniğe gideceğim. 450 lirayla eve gider, dişimi yaptırır, evden biriyle tekrar buraya dönerim; o burjuva kliniğine daha fazla para kazandırmaya hiç niyetim yok. Buraya gelene kadar enflasyonun ne kadar arttığını fark edememiştim. Artık tutumlu olmaya çalışacağım. Yürüyüş yapacaktım ama eğer yaparsam ders çalışmaya vaktim kalmayacak bu gece. Yürüyüş yaparak değil, kantine gidip çikolata alma arzumla savaşarak kilo verebilirim. Gidip kahve yapacağım ve masanın başına oturacağım. Yenilgiye katlanacak durumda değilim. Bir hedefim var, ve bu yolda yapmam gereken her şeyi yapacağım. Kendimi hayal kırıklığına uğratmaktan bıktım artık. 10 kilo vereceğim. Finalsiz geçeceğim. Bu ikisi. Pile...

Başla

Buraya yazmadıkça bir şeylere başlayamadığımı farkettim. Artık derse başlamam gerek. Yarın notları alıp başlıyorum. Diyete de. Bu kadar. Ara ara güncellerim.

Ne

Bugün biraz ağlayasım vardı. Hala var. Cage The Elephant-Come A Little Closer çalıyor. Geçen sene bu zamanlar ne yazmışım diye baktım defterime. Bu duyguların biraz yoğun halini yaşıyormuşum bir de başarısız hissediyormuşum epey. 'Bu yalnızlık doyurucu değil korkutucu.' yazmışım. Aynı şekilde hissediyorum. Her sene başında böyle. Yakında düzelecek biliyorum. Çabuk olmasını istiyorum. Nefes alamıyorum yine. My Mistakes We Made For You çalıyor. Oda boş olsaydı hıçkıra hıçkıra ağlardım. Eylül'den nefret ettiriyor bu şehir. Yine günleri sayacağım belli ki. Konuşacak biri olsun istiyorum sadece, çok değil. Kim olursa olsun. Uzun zamandır yeni kimseye bağlılık duyamıyorum, eskileri unutuyorum. Dostumu aramak istiyorum ama bu berbat ruh haliyle değil. Lanet olsun ulan! Bana bu kadar kötü hissettirmemeli okulum. Severek gelmeliydim, severek katılmalıydım bir şeylere. Bunun için kimi suçlayabilirim ki?? Bilmiyorum. Müzik dinleyince geçiyor umutsuzluğum. Cangül'ün gelme...

Aghhhh

Okula geri döndüm. Ne yazdı ama. Başımdan geçen her şeyi teker teker yazasım var. Bir de burdan uzaklaşasım. Sıkkın geçirdim günlerimi genelde. Sahip olduğum onca şeye rağmen hem de. Kıymet bilmediğim zaman cezalandırılıyorum karma tarafından. Şans yine bana sırtını dönmeye başladı sanki. Ufak şeylerde bile hissediyorum bunu. Doğumgünümden beri bir şeyler yolunda gitmiyor sanki, anlayamadım hala. Son günlerim -İlhami abinin aklıma gelince içimi acıyla dolduran vedası hariç- iyiydi sanki, ailemle kavgalarım hariç. Birçoğunda suçlu taraf ben değildim. Tamam kabul, elimden daha fazlası gelebilirdi. Birçok huzursuzluğu başlamadan önleyebilirdim. Zaten morali bozuk ailemi neşelendirebilirdim. Onun yerine bir köşede oturup bir şey hissedememekten yakındım. Bir şeyler hissetmek için hiç uğraşmadan hem de! Kısacası biraz sıkkın ve pişmanım yaz hakkında. Suratsızlık yaratıcılığımı da öldürüyor, huysuzluk bırakıyor üstümde. İlkbahardaki kadar huzurlu değilim diye suçlayacak bir şeyler arıyo...