Kayıtlar

2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

A Dazzling End

Bana nazik davrandığın için teşekkür ederim. Yanımda olduğun için, arkamı kolladığın için. Minnetle tamamlayacağım bu yılı. Yanlış yönlendirilmemiş bir enerjiyle gireceğim yeni yıla.

Sayısız kez öldüm

1 hafta kaldı, kendime moral verme niyetim yok. Hematoda neden çöktüm? Emek vermedim, içime sinmedi. Zamanımı boşa harcadım ve çok daha iyi yapabileceğimi farkındaydım. Ders çalışmak için en ufak bir efor sarfetmiyordum, masanın başına oturmuyordum. Ne kaldı geriye boşa geçirdiğim vakitten? 10 soru daha bile yapabilsem kardı. Yeter artık. Motivasyonu ödül gibi görüyorsun, yapmadığın işten tatmini duymaya başlıyorsun, bu yüzden moral verici konuşma yok. Yapmak zorundasın başka seçeneğin yok. Yolu sonuna kadar yürüyeceksin. Şimdi portakal suyunu bitir ve odana git, verimli bir şekilde çalış.

Aslında hiç gidilmez..

Valizlerim odanın iki ayrı ucunda. Zihnim gibi, yapmak istediklerim gibi. Son bir dal sigaram kalmış; hangi şarkıya, hangi saattte yaksam derdindeyim. Otobüste o kadar saat uyumanın üstüne bir de odamda uyudum 1'e kadar. Annemin uğruna düğüne gitmekten vazgeçip pazar sabahı pişirdiği kıymalı böreklerle ve turtadan arda kalanlarla doğurdum karnımı. Bir yanıma kıvrılıp boşluğa dalmak geliyor içimden. Ne gitmek ne dönmek, beynimi melankolik melodilerle doldurup halime hayıflanmak istiyorum. Düşmem, atlarım demiştim. O kadar derin ki içim hala dibi bulamadım. İpin ucundayım, uçurumun kenarındayım, darağacının altındayım. Ufak bir rüzgar taşıdıklarımın ağırlığına devrilmeme. Hiç eve gitmemiş olmayı diliyorum. Babamın bıkkınlığı, annemin korkuları, Miran'ın ve hepsinin hem toplamda hem ayrı ayrı yalnızlığı..canımı öyle yaktı ki. Nurgül teyzeme çözüldüm, bir parça da olsa çözüldüm. Bana üstümdeki yükün ne denli ağır olduğunu hatırlattı. Hepsinin sıkıştığı köşeyi yukarıdan en iyi ...

Meh

Güncelleme bu galiba. Notları alalı 2 gün oldu, daha çalışmaya başlamadım. Yine yastık yumruklamak istemiyorum. Pişmanlığın altında ezilmenin nasıl bir şey olduğunu hatırlıyorum. 8 Ekim. Belki zor biraz, belki Nisan 2016'yı yaşayacağım yeniden. Tellerim canımı yakıyor. Yarın dolgu için başka bir kliniğe gideceğim. 450 lirayla eve gider, dişimi yaptırır, evden biriyle tekrar buraya dönerim; o burjuva kliniğine daha fazla para kazandırmaya hiç niyetim yok. Buraya gelene kadar enflasyonun ne kadar arttığını fark edememiştim. Artık tutumlu olmaya çalışacağım. Yürüyüş yapacaktım ama eğer yaparsam ders çalışmaya vaktim kalmayacak bu gece. Yürüyüş yaparak değil, kantine gidip çikolata alma arzumla savaşarak kilo verebilirim. Gidip kahve yapacağım ve masanın başına oturacağım. Yenilgiye katlanacak durumda değilim. Bir hedefim var, ve bu yolda yapmam gereken her şeyi yapacağım. Kendimi hayal kırıklığına uğratmaktan bıktım artık. 10 kilo vereceğim. Finalsiz geçeceğim. Bu ikisi. Pile...

Başla

Buraya yazmadıkça bir şeylere başlayamadığımı farkettim. Artık derse başlamam gerek. Yarın notları alıp başlıyorum. Diyete de. Bu kadar. Ara ara güncellerim.

Ne

Bugün biraz ağlayasım vardı. Hala var. Cage The Elephant-Come A Little Closer çalıyor. Geçen sene bu zamanlar ne yazmışım diye baktım defterime. Bu duyguların biraz yoğun halini yaşıyormuşum bir de başarısız hissediyormuşum epey. 'Bu yalnızlık doyurucu değil korkutucu.' yazmışım. Aynı şekilde hissediyorum. Her sene başında böyle. Yakında düzelecek biliyorum. Çabuk olmasını istiyorum. Nefes alamıyorum yine. My Mistakes We Made For You çalıyor. Oda boş olsaydı hıçkıra hıçkıra ağlardım. Eylül'den nefret ettiriyor bu şehir. Yine günleri sayacağım belli ki. Konuşacak biri olsun istiyorum sadece, çok değil. Kim olursa olsun. Uzun zamandır yeni kimseye bağlılık duyamıyorum, eskileri unutuyorum. Dostumu aramak istiyorum ama bu berbat ruh haliyle değil. Lanet olsun ulan! Bana bu kadar kötü hissettirmemeli okulum. Severek gelmeliydim, severek katılmalıydım bir şeylere. Bunun için kimi suçlayabilirim ki?? Bilmiyorum. Müzik dinleyince geçiyor umutsuzluğum. Cangül'ün gelme...

Aghhhh

Okula geri döndüm. Ne yazdı ama. Başımdan geçen her şeyi teker teker yazasım var. Bir de burdan uzaklaşasım. Sıkkın geçirdim günlerimi genelde. Sahip olduğum onca şeye rağmen hem de. Kıymet bilmediğim zaman cezalandırılıyorum karma tarafından. Şans yine bana sırtını dönmeye başladı sanki. Ufak şeylerde bile hissediyorum bunu. Doğumgünümden beri bir şeyler yolunda gitmiyor sanki, anlayamadım hala. Son günlerim -İlhami abinin aklıma gelince içimi acıyla dolduran vedası hariç- iyiydi sanki, ailemle kavgalarım hariç. Birçoğunda suçlu taraf ben değildim. Tamam kabul, elimden daha fazlası gelebilirdi. Birçok huzursuzluğu başlamadan önleyebilirdim. Zaten morali bozuk ailemi neşelendirebilirdim. Onun yerine bir köşede oturup bir şey hissedememekten yakındım. Bir şeyler hissetmek için hiç uğraşmadan hem de! Kısacası biraz sıkkın ve pişmanım yaz hakkında. Suratsızlık yaratıcılığımı da öldürüyor, huysuzluk bırakıyor üstümde. İlkbahardaki kadar huzurlu değilim diye suçlayacak bir şeyler arıyo...

20

Yoktun epeydir sanki . Evet evet evet!!!!! Bitti 19.Çok şey yazasım var, yazacağım var yine devrik-kopuk-kaçık. Fakat çok uzaktayım koyu depresif defterimden. Uzaktayım paraleller meridyenlerce.  Kulağımda neşeli bir ritim......ritim ritim ritim!! Kalbim onunla birlikte atıyor.  Nefesim ona ayak uydurmaya çalışıyor. Ruhum onunla doluyor..  MÜZİK BAŞARDIM! Delirmeden bitirmeyi -ne kadar ramak kalmış olsa da...yengeci öldürmeden kilitli kıskacından yavaşça kendimi kopardım.  Şu sıralar ilkbahar modunda değilim. Nasıl olayım ki?O sıralar derin bir kuyudan doya doya içiyordum -kendimden- önce tadını çıkararak, sonra korkunç bir hızla kurutarak..kendimle sarhoş olduğum, ruhumun bedenimin her köşesinde kıvrandığı, kulağımdan giren sonik dalganın işitme organımdan yayılan haz dolu bir elektrik akımına dönüştüğü, ilk atomuma kadar ayrıldığım ve yeniden birleşmeye tenezzül dahi etmediğim, her sabah doğup her gece öldüğüm, hızla yükselip hızla alçal...

Uğur olsun

Adayacak bir şey kalmayana kadar her şeyimi verdim, tükettim pişman da değilim. Ama bu sonda ayın merhametli eline yine ihtiyacım var.

Sona gelirken

Ne olur, yardım et iyileşmeme. Ne olur.

Yardım et..

YİNE OLACAK.  Olması gereken ortalamayı elde edeceğim. Olmak istediğim ve olduğum her şey için. 10 gün. İçimde kıvrım kıvrım dolaşan kurtlarla dolaşmaya başladım yine. Hava çok ağır yeniden, ciğerlerim çoktan tıkanmış, kalbim kurşun dolmuş, ruhum yine sıkışıyor vücudumda. 10 gün. Değerlendirmezsem sonunda cehenneme düşeceğim. 10 gün. Yine umut canımı yakacak, yine umut beni terk etmekten alıkoyan tek şey olacak. 10 gün. Belki nasıl geçtiğini hatırlayamayacağım, ya da belki derinine ruhumun binbir parçasından birini gömeceğim; ya 1 ay gibi, ya da 1 dakikalık sıkıcı bir bekleme süresi gibi gelecek bir periyod. Güçlü kal. Böyle kal. Aynı köpeğin seni ikinci sefer ısırmasına izin verme. Elinde kalan ne varsa...ver gitsin...ver kurtul. Hafifleşiyorsun günden güne, gram gram; bırak tüm yükünü bu sefer, sen yükselirken onlar çöksün.
Uzun zamandır büründüğüm ukala tavırlarımdan sıyrılıyorum sanki, ya da sanki o sıyrılıyor, deri değiştiren bir yılan gibiyim.Hiç istemiyorum ama o gücün, sarkastikliğin girmesini.Yeniden ağlamayı istemiyorum. İnsanlardan izole olunca ağlamıyorum, böyle güzel bir faydası vardı işte. Dayanamıyorum bu şehirde. Beni evime dönmekten alıkoyan ne var, çözmeye çalışıyorum. Bırakıp kaçmak istiyorum, burda bir saniye fazla çabalamamak, terlememek okula giderken. Ama son bir kaç aydır üzerimde olan deri bunu asla kabullenmezdi. BIRAKMAYACAĞIM. KİM NE DERSE DESİN, KİM ALINIRSA ALINSIN. Geçen sene binbir parça olmama neden olan yakın arkadaşımın sevgilisinin doğumgününe gitmedim diye yeniden sürünmeyeceğim. Yıllardır kıskandığım, imrendiğim kuzenimin resimleri yüzünden depresyona girmeyeceğim. Kimseye değil, yalnızca kendime ispatlayacağım gücümü. Diego, seni çok seviyorum.Sen olmasan bu seneyi asla atlatamazdım.Dinleyenim olmazdı, yazamazdım sana anlattıklarımın hepsini. Sadece sana göstere...

Benim olmayan ama benim olması gereken bir yazı:

olur da hayatta kalabileceğim türden bir felaket olursa, yıllardır içimde sakladığım, bugünler için yetiştirdiğim duygularımla ve karakterimle yola devam edeceğim.  hastalıktan, açlıktan, soğuktan şikayet etmeyeceğim. herhangi bir yerde uzun süre kalmayacağım. sürekli hareket halinde ve uzak olacağım. daha öncesinde olduğu gibi bir yere bir kişiye bir nesneye bir duruma bağlı kalmayacağım.  çocukluğumdan beri birlikte yaşadığım huzursuzluğu sağa sola bırakacağım. bu hayata adapte olabilmek için beynimde yer etmiş tüm hastalıklarımı söküp atacağım. eski dünyanın mirası, üzerimde yük olarak taşıdığım tüm insan ilişkilerini reddedeceğim.  kaybedilecek şeyler biriktirenlere kaybettiklerinden dolayı üzülmeyeceğim.  hayatta yer edinebilmek için toplumun emrettiklerine boyun eğenlere acımayacağım. yalvarır şekilde yaşayanların seslerine kulak vermeyeceğim.  derin uykuya alışmışların korkularını izleyeceğim. herhangi bir maske kullanmadan, dürüst bir vahşilik içinde yok...

Söz

Başaracağım. Not ediyorum bu günü kendime.En az 60 alacağım.Bir daha da asla böyle geç kalmayacağım. Sonra yeniden geleceğim buraya. Herkese ispatlayacağım. Hırsına bırak kendini..
Babam olacak hıyarla kavga ettik.Deliliğim o kadar belirginleşti ki artık, saklamaya çalışmak fayda bile etmiyor. Burdayım işte.Ruhum asla dolmuyor.Buradayım, kendimi avutmaya çalıştığım çocukluğumun içindeyim.Nefessizim ama yine. Kopmuş..ne sandım ki?Onca şeyden sonra, kendimi dönüştürdüğüm şeyden sonra..neyi zorla hissettirebilirim ki?Küçük değilim artık, yaşamak istediğim o zavallı acıları da tattım birer birer, bu oldum sonra, ben yaptım bunu, ben yaptım kendimi.Yeni heyecanlar bulmaya çalışıyorum her gün, aynı bokları yeniden yemek istiyorum sanki. Artık yok bu ama.Beklenti yok, ruhumu kırıklıklarıyla parçalayacak hayalleri kurmak yok - ne hayatımın eşinin, yurtdışında yaşamanın, ne güzelleşmenin- bu hayallerin her yeni güne yığdığı ve altında ezildiğim sorumluluklar yok, aptal bir film izleyip değişmeyi ummak yok, kimseye ruhumu gösterme çabası içinde olmak yok, kendimle sürekli anlamsız bir monolog içinde olmak yok. Hırsım boğazımdan yukarı yükseliyor, hem kendisi hem çe...