Kayıtlar

first and last 10

Bir şey ve yalnızca bir şey. İrade sahibi olduğumu, kontrolün bende olduğunu, kafaya koyduğumu yapacağımın kesinliğini gösteren bir şey.  Yutağımın hemen gerisindeki canavar: seni görüyorum ve varlığını kabul ediyorum nihayet. Savaşım kendimle değil, bahşettiğim suretinle artık.   Pençelerinin her kıvrımımda dolaştığını tiksintiyle fark ettim. Elinden kurtulmak için çırpındıkça daha da derine batan tırnaklarını etime ve hayatıma geçirdin.  Senin nerede bittiğini ve benim nerede başladığımı kestiremiyorum.  Beni şüpheyle tüketişinden bıktım. Yetersiz hissettirmen ve sahip olduğum hiçbir şeyi hak etmediğime inandırman gözlerimi dumanla dolduruyor. Ne gerçek, ne yalan bilmiyorum. Bana fısıldadığın her kehaneti gerçekleştirmekten başka işlevim kalmadı. Bu yüzden, artık sana yeni bir kimlik verdim. Bu yorgun, kayıp kızı hırpalamayı bırakıp asıl kaynağın peşine düşeceğim, onu yok etmeye içtiğim andı aklımdan çıkarmadan. 

low, low and low

Eylül'ün son günü ve ben bu boktan ayı defterime yazmak istemediğim için buradayım. İlk gününden itibaren nefret ettim. Öylesine unutmak istediğim bir zaman ki bu, kendimden en fazla şüpheye düştüğüm, yıkıcı tüm alışkanlıkları edindiğim, hiç olmadığım kadar berbat hissettiğim.  Nereden başlasam ki? Fırtına dindikten sonra enkaz arasında dolaşırken hissettiğim tek şey derin bir uyuşma.  Miami'ye gitmekten vazgeçtim. Erteledim diye kandırıyorum kendimi, ama biliyorum ki bana göre bir yol değil. Gidebileceğim en uzak yere kadar kaçmama ramak kalmışken beni durduran şeyin stratejik bir kariyer hamlesinden ziyade korkaklık olduğunu kabullenemiyorum. Öyle bir köşeye sıkışmıştım ki, gerçekten yapıp yapamayacağımı düşünmeden buradan kurtulmak için bulduğum her şeye balıklama atladım. MSRA olmasa belki cidden de giderdim. Bu yüzden gitme ihtimalinin üstünü tamamen karalamadım. Ama bir yandan da itiraf edeyim; aptalca bir karardı. Giden kızla konuşunca ve denkliği olsa orada durmayacağı...

midnight blue citrus

Resim
 Ne kadar yolun var bilmiyorsun. Hani hikaye bitmeden sen kitabı kapatamazdın? Bütün ilhamım, şevkim bedenimden çekilmiş sanki. Olmak istediğim onca kişi. Kendime verdiğim, ağırlığıyla ezildiğim sözler, asla yerine getirilmeyen. Bu yıl kendine özür mahiyetinde bir geri dönüşe sahne olacaktı sözde. Yalnızca hüsran getirdi şimdiye dek. Van'daki odamdayım. Yanımda bana eşlik etmesi için yaktığım bir mumla gecenin ve düşüncelerimin karanlığına gömülmüş, öylece bekliyorum. Neyi beklediğimi dahi bilmiyorum. Gittikçe şiddetini arttırdığım bir öz yıkım döngüsünün içine girdim. Geçen seneden beri ektiğim, filizlenmiş kökleri iyice serpilmeden söküyorum. Bezgin bir ruh hali içindeyim. Kimi ne kadar üzdüğüm umrumda değil. Kimseye iyilik veya kibarlık borcum yok. Acılara omuz silkerek cevap veriyorum, ağzımın içinde bilindik avutma cümlelerini yuvarlıyorum. Olduğumu zannettiğim hiçbir şey değilim. Koca bir vasatlık yumağıyım. Pozcunun tekiyim, olmadığım kişiyi ustalıkla pazarlıyorum. Tek bir s...

The Trip

Resim
 

out of all the demons i've encountered, you were the most dangerous

 Bitti.  Sanırım post-break up 3. günde ilişkim hakkında daha objektif bir şekilde yazmaya başlayabilirim. Kafamı bulandırmadan, hikayeye koyulan noktanın ardından.  İlk ilişkim, ilk sevgilim. Aynadaki çarpık yansımam, yerin altındaki paralelim, gölgem. Sana aşıktım; kimseye olmadığım kadar, ancak bu dahi kinimin gözlerimi kırmızıya boyamasını engelleyemedi. Senden alacağım intikamın hayali birlikte inşa edebileceğimiz geleceğin hayalinden daha belirgindi zihnimde.  Kartlarım açık değildi, onunkiler de. İlk andan itibaren, birbirimize olan güvensizliğimiz öyle açıktı ki. Onu kıracağımdan, bana bağlanmasının pişmanlık getireceğinden çok emindi, ben de aynı şekilde tabi. İlk hamleyi yapan o oldu diye mi bu kaybetmişlik duygusu?  Aklımdaki her şeyi yazacağım, tüm detaylarla. Nasıl bu kadar hızlı başladı peki? Ondan bahsedeyim biraz. Aslında inisiyatif alan hep bendim. İlk mesajı atan, onu ilk öpen, elini tutan. Belki de o ilk beni arayıp eridiğinden bahsettiğinde n...

i want it all, i just can't figure it out

Resim
Tamam, yaptım. o adımı attım. ona ulaştım. ulaşılabilir olduğunu gördüm, düşündüğümün aksine gerçek bir varlık olduğunu, soluk alıp verdiğini, güldüğünü, ağladığını.  Bir söz verdim, bana zarar verdiğini hissettiğim andan uzaklaşacağım diye. Sanırım sözümü çoktan çiğnemeye başladım. Neden böyle oldu bilmiyorum ama açıkçası çok da şaşırmadım olanlara. Beni sarsması zaten beklemediğim bir şey değildi ancak karşılaşmayı umduğum manzara kesinlikle bu değildi. Bu denli dağılmış ve dengesiz olması beni çok şaşırttı. Sakin ve soğuk görünümünün altında sakladığı şeyleri bana bir anda açması ve kurduğumuz yakınlık alttan alta rahatsız ediyor beni bazen. Duygu durumunun hızlı değişimi beni endişelendiriyor. Ayak uyduramıyorum. Dalgalarını yakalamaya çalışırken boğuluyorum, onun kadar hızlı su yüzüne çıkamıyorum. Fazlaca alıştım ona, içimde sürekli bir iyi gelme çabası. Fakat biliyorum ki faydasız bu, benim onaramayacağım kadar hasarlı. Tahayyülümün ötesinde bir yıkıntı bu, yeniden inşa etmek...

un asunto importante

 Parmaklarımın ucuna kadar gelip bekleyen ilhamı bu sefer de silkelemeyeceğim. Ne kadar vasat, ne kadar anlamsız, ne kadar zorlama olursa olsun yazacağım, üreteceğim. Ne gelirse gelsin, içimden ne çıkarsa çıksın, sahiciliğini sorgulamadan ortaya dökeceğim. Nefes almasına izin verdiğim ruhum, beni bir rüya halinin esaretinden kurtarıp hayata döndürsün diye. İşin aslı, ben her zaman içine düşebileceğim kuyular aradım durdum. Bu da  benim yaşadığımı anlama yöntemimdi, acı çekmeden hissettiğimi anlayamam sanıyorum. Kendime türlü yöntemlerle acı çektirmeyi sürdürdüm hep; dilimi en çok sızlatan yere sokup yoklamayı, kabuğu kaldırıp yarayı kanatmayı. Şimdilerde de travmatik sayılamayacak ancak abartıp durduğum ve yaşamımdaki önemli olaylardan bahsederken ne hikmetse hep araya sokuşturup girdiğim tüm ortamlarda anlattığım bir kaç hayal kırıklığını yeniden eşeliyorum. Karakter gelişimime katkısı olmuştur elbette, ancak beni ben yapan şeylerden değil bunlar.  Kendimi üzerine inşa e...