un asunto importante
Parmaklarımın ucuna kadar gelip bekleyen ilhamı bu sefer de silkelemeyeceğim.
Ne kadar vasat, ne kadar anlamsız, ne kadar zorlama olursa olsun yazacağım, üreteceğim. Ne gelirse gelsin, içimden ne çıkarsa çıksın, sahiciliğini sorgulamadan ortaya dökeceğim. Nefes almasına izin verdiğim ruhum, beni bir rüya halinin esaretinden kurtarıp hayata döndürsün diye.
İşin aslı, ben her zaman içine düşebileceğim kuyular aradım durdum. Bu da benim yaşadığımı anlama yöntemimdi, acı çekmeden hissettiğimi anlayamam sanıyorum. Kendime türlü yöntemlerle acı çektirmeyi sürdürdüm hep; dilimi en çok sızlatan yere sokup yoklamayı, kabuğu kaldırıp yarayı kanatmayı.
Şimdilerde de travmatik sayılamayacak ancak abartıp durduğum ve yaşamımdaki önemli olaylardan bahsederken ne hikmetse hep araya sokuşturup girdiğim tüm ortamlarda anlattığım bir kaç hayal kırıklığını yeniden eşeliyorum. Karakter gelişimime katkısı olmuştur elbette, ancak beni ben yapan şeylerden değil bunlar.
Kendimi üzerine inşa etmek için kurguladığım trajediler masalsı geliyor artık, gerçekten yaşanmadığını ve olayların aslında çok farklı cereyan ettiğini bildiğimden dolayı artık bu palavralarıma pek de inanmıyorum.
Bir diğer mesele de artık empati yapmayı beceremiyor oluşum. Hatta insanların hikayelerine sempati duyup odaklanamıyorum bile. Bir kaç istisna çıkıyor arada, bugün muayene olmaya gelen teyze gibi. Yaşlılığından kendini acındırma çabası olmadan bahsedişi, bir doktordan ziyade arkadaşıymışım gibi vücut ağrılarının ve günlük hareketlerinin kısıtlanmasının onu nasıl etkilediğini tarifleyişi, her gün beyaz fayanslarla döşeli evine uçuşan sineklerin ölüp yere düştüğünü, tek yaşarken bulaşık makinesi doldurmanın imkansızlığını dinlerken elimde olmadan onun yerine koydum kendimi.
Dün Ediz dayımla terasta vakit geçirdik. Üniversite yıllarındaki ilişkilerinden ve eşiyle tanışmasından bahsetti. Sohbetin sonlarına doğru şu anda olduğu yerden farklı bir yerde olmayı dilediğini yineledi, ben de şu zamanlarda yaşadığım ikilemlerin 40 yaşımdayken de benimle kalacağını fark ettim. Ona söylediğim bir cümleyi buraya da yazmak istiyorum; tam da olması gerektiği yerde olduğunu. Hayatının onu bu noktaya getirirken rastladığı dönemeçlerde, en iyi kararı vermeye çalışmış biri aslında kendisi için olabilecek en doğru yerde değil midir? Sonuçta kendi faydamıza olmayan hiçbir şeyi yapmayız ki? Öyle ya da böyle, benim yıkım planı da aslında olabileceğim en iyi versiyonuma hazırlık. Doğru yol benim için doğruydu, geleneksel değerlere uymaması şu anda olduğum yerin hep olmam gereken yer olmadığını göstermez.
Yorumlar
Yorum Gönder