Gittim doktora haftaya bi daha gidecekmişim bir tane diş çok genişlemiş 1 haftada onu döndürmek için başka bişey taktı sonra ben de 25 haziran gibi dönerim dedim ama kadın bayramdan sonraya diye anlamak istedi ben de karşı çıkamadım sonuç olarak kötü haber burda 4 gün daha kalıyorum
Baba bir de bişey itiraf etmek istiyorum
Calismaya başlayalı 2 3 gün oldu ve daha ilk komitemi bile bitiremedim
Geçen seneye güvendiğim anlar geliyor bazen, bunu da yaparsın diyorum ama biliyorum bu diğeri gibi değil
Ağlarsan yaparsın diyorum bazen de
Dün çok tuttum kendimi yürürken sonra bıraktım aksın gözyaşlarım, karanlıkta yürüyen hırpalanmış kızın hıçkırarak ağlamasına izin verdim
Kendi dünyama döndüm kendim merkezli penceremden bakıyorum yine
Elliott Smith'in gözlerinde kendimi gördüm, o korkunç derin kaçınılmaz kederi, yüzünü ne tarafa dönerse dönsün onu karşılayan karanlığı.Kurtulamadığı depresyonunu bana miras bırakmasını.
Tüm dişlerini sergilese bile örtemiyor hüznünü, onun yerine sırıtan melankolisi.
Ben yemek yerken, içimde ne olduğunu anlayamadığım duygular tarafından hafifçe ısırılarak taze çifti dinlerken Elliott karşıma oturmuş gülümseyerek bana bakıyordu.Hep böyle olacağını söyledi bana, kabullendim o diyince hayali kaderimi.
Göğsüne saplanmış bıçakla yerde öylece uzanırken, yukardan ters tuhaf uzuvlarına baktın mı?Şekilsiz yalnız vücuduna Elliott?Sen de aynalardan nefret eder ana her seferinde önünden geçerken bakmaktan kendini alamadım değil mi?Sonra aynayı kendinden ayırt edemez ve ikisinden birden nefret etmeye başlardın.
Sana gösterdiğim şefkati kendime layık göremiyorum, senin bana merhametli gülümsemen gibi.
Doğduğumdan beri içimdesin ruhunun birazı bana karışmış sanki.Bu romantik değil, bu fantastik değil, bu korkunç değil, bu paranoyak değil.Bu yalnızca bu.Bir anda kavranan ama başından beri çok bariz olan bir şey.Bu sadece bu.Bir an -zamanin dışında bir an- yeterli bazı şeyler için, Big Bang için, hayal edilemeyecek kadar kısa bir süre, saniyenin trilyon kökü kadar, derin bir uğultu her şeyi yutan.
Baba bir de bişey itiraf etmek istiyorum
Calismaya başlayalı 2 3 gün oldu ve daha ilk komitemi bile bitiremedim
Geçen seneye güvendiğim anlar geliyor bazen, bunu da yaparsın diyorum ama biliyorum bu diğeri gibi değil
Ağlarsan yaparsın diyorum bazen de
Dün çok tuttum kendimi yürürken sonra bıraktım aksın gözyaşlarım, karanlıkta yürüyen hırpalanmış kızın hıçkırarak ağlamasına izin verdim
Kendi dünyama döndüm kendim merkezli penceremden bakıyorum yine
Elliott Smith'in gözlerinde kendimi gördüm, o korkunç derin kaçınılmaz kederi, yüzünü ne tarafa dönerse dönsün onu karşılayan karanlığı.Kurtulamadığı depresyonunu bana miras bırakmasını.
Tüm dişlerini sergilese bile örtemiyor hüznünü, onun yerine sırıtan melankolisi.
Ben yemek yerken, içimde ne olduğunu anlayamadığım duygular tarafından hafifçe ısırılarak taze çifti dinlerken Elliott karşıma oturmuş gülümseyerek bana bakıyordu.Hep böyle olacağını söyledi bana, kabullendim o diyince hayali kaderimi.
Göğsüne saplanmış bıçakla yerde öylece uzanırken, yukardan ters tuhaf uzuvlarına baktın mı?Şekilsiz yalnız vücuduna Elliott?Sen de aynalardan nefret eder ana her seferinde önünden geçerken bakmaktan kendini alamadım değil mi?Sonra aynayı kendinden ayırt edemez ve ikisinden birden nefret etmeye başlardın.
Sana gösterdiğim şefkati kendime layık göremiyorum, senin bana merhametli gülümsemen gibi.
Doğduğumdan beri içimdesin ruhunun birazı bana karışmış sanki.Bu romantik değil, bu fantastik değil, bu korkunç değil, bu paranoyak değil.Bu yalnızca bu.Bir anda kavranan ama başından beri çok bariz olan bir şey.Bu sadece bu.Bir an -zamanin dışında bir an- yeterli bazı şeyler için, Big Bang için, hayal edilemeyecek kadar kısa bir süre, saniyenin trilyon kökü kadar, derin bir uğultu her şeyi yutan.
Yorumlar
Yorum Gönder