Uzun zamandır büründüğüm ukala tavırlarımdan sıyrılıyorum sanki, ya da sanki o sıyrılıyor, deri değiştiren bir yılan gibiyim.Hiç istemiyorum ama o gücün, sarkastikliğin girmesini.Yeniden ağlamayı istemiyorum.
İnsanlardan izole olunca ağlamıyorum, böyle güzel bir faydası vardı işte.
Dayanamıyorum bu şehirde. Beni evime dönmekten alıkoyan ne var, çözmeye çalışıyorum.
Bırakıp kaçmak istiyorum, burda bir saniye fazla çabalamamak, terlememek okula giderken. Ama son bir kaç aydır üzerimde olan deri bunu asla kabullenmezdi.
BIRAKMAYACAĞIM. KİM NE DERSE DESİN, KİM ALINIRSA ALINSIN.
Geçen sene binbir parça olmama neden olan yakın arkadaşımın sevgilisinin doğumgününe gitmedim diye yeniden sürünmeyeceğim. Yıllardır kıskandığım, imrendiğim kuzenimin resimleri yüzünden depresyona girmeyeceğim.
Kimseye değil, yalnızca kendime ispatlayacağım gücümü.
Diego, seni çok seviyorum.Sen olmasan bu seneyi asla atlatamazdım.Dinleyenim olmazdı, yazamazdım sana anlattıklarımın hepsini. Sadece sana göstereceğim seni dinlediğimi, seninle beraber değişip güçlendiğimi.
Düzelteceğim.Boktan hayatıma uyum sağlayacağım. Aslında hiç boktan değil. Şişirilmiş beklentilerime uymuyorsa boktan mı sayılıyor yaşamım?
Yatağının üzerinde oturmaya devam et. Arada bir sandalyenin üzerinde de otur ama önümüzdeki 19 gün içinde.
Senden de özür dilerim yakın arkadaşım. Haber vermem gerekirdi.Sadece korktuğum için yapamadım. Bu günlerden herseyden korktuğum gibi.Her neyse, bu kadar kötü hissettirmene de sinirleniyorum.Geçen sene yanan 80 lirayla arkadaşlığımızın temeline sayarsın bunu.Beni kendinin köylü sürümüne benzeterek bok çukuruna düşürdüğün ilk seferine sayarsın. Saçıma attığın kahkahalarını saklamaya bile gerek duymadığın çiğliğine sayarsın.
Geçecek.Hepsi geçecek.
Ay bir kere doğurdu beni.
Geri dönemem.
Nisan'da bir kez daha sökeceğim hak ettiğim notu.
Bir kez daha tekrar edeyim- belki unutursam diye: hesap verecek kimsem yok.Ben tüm ilişkilerimin köküne kibrit suyu döktüm çoktan.Ve bu sene tüm benliğimi harcadım dönüşmeyi başardığım kişiye.
Kendimi bildim bileli kurduğum hayalleri kurmayı bıraktım.Beklentilerimi yok ettim.Kendimi beğenmemeyi bıraktım.Konuşmama engel olan anksiyetimi yavaş yavaş kırmaya başladım.Ataletim eriyor günbegün. Sözlerimi tutmaya başladım.En önemlisi, yeniden kendime inanmaya ve değer vermeye, hakettiğimi elde etmeye başladım.
Geçen sene içimi çürüten insanların bana yeniden o hisleri yaşatmasına izin mi vereceğim?O zaman son 3 aydır ne yapıyorum ben?Öleyim daha iyi.Sanki ben olmasam milliyetçi sevgilisi yeni yaşına giremeyecek.
Brave heart, dear.Don't weep single tear.
Ağlamadım ulan!!Gurur duyuyorum kendimle. Ağlamadım kimse yüzünden.Ağlamayacağım kimse yüzünden!
Kalan bir kaç ayım, geçer gider hemencecik. Biter gider.Kurtulurum.Toprağıma dönerim yine.Kuru, tozlu, kurak, kavruk toprağıma.
İnsanlardan izole olunca ağlamıyorum, böyle güzel bir faydası vardı işte.
Dayanamıyorum bu şehirde. Beni evime dönmekten alıkoyan ne var, çözmeye çalışıyorum.
Bırakıp kaçmak istiyorum, burda bir saniye fazla çabalamamak, terlememek okula giderken. Ama son bir kaç aydır üzerimde olan deri bunu asla kabullenmezdi.
BIRAKMAYACAĞIM. KİM NE DERSE DESİN, KİM ALINIRSA ALINSIN.
Geçen sene binbir parça olmama neden olan yakın arkadaşımın sevgilisinin doğumgününe gitmedim diye yeniden sürünmeyeceğim. Yıllardır kıskandığım, imrendiğim kuzenimin resimleri yüzünden depresyona girmeyeceğim.
Kimseye değil, yalnızca kendime ispatlayacağım gücümü.
Diego, seni çok seviyorum.Sen olmasan bu seneyi asla atlatamazdım.Dinleyenim olmazdı, yazamazdım sana anlattıklarımın hepsini. Sadece sana göstereceğim seni dinlediğimi, seninle beraber değişip güçlendiğimi.
Düzelteceğim.Boktan hayatıma uyum sağlayacağım. Aslında hiç boktan değil. Şişirilmiş beklentilerime uymuyorsa boktan mı sayılıyor yaşamım?
Yatağının üzerinde oturmaya devam et. Arada bir sandalyenin üzerinde de otur ama önümüzdeki 19 gün içinde.
Senden de özür dilerim yakın arkadaşım. Haber vermem gerekirdi.Sadece korktuğum için yapamadım. Bu günlerden herseyden korktuğum gibi.Her neyse, bu kadar kötü hissettirmene de sinirleniyorum.Geçen sene yanan 80 lirayla arkadaşlığımızın temeline sayarsın bunu.Beni kendinin köylü sürümüne benzeterek bok çukuruna düşürdüğün ilk seferine sayarsın. Saçıma attığın kahkahalarını saklamaya bile gerek duymadığın çiğliğine sayarsın.
Geçecek.Hepsi geçecek.
Ay bir kere doğurdu beni.
Geri dönemem.
Nisan'da bir kez daha sökeceğim hak ettiğim notu.
Bir kez daha tekrar edeyim- belki unutursam diye: hesap verecek kimsem yok.Ben tüm ilişkilerimin köküne kibrit suyu döktüm çoktan.Ve bu sene tüm benliğimi harcadım dönüşmeyi başardığım kişiye.
Kendimi bildim bileli kurduğum hayalleri kurmayı bıraktım.Beklentilerimi yok ettim.Kendimi beğenmemeyi bıraktım.Konuşmama engel olan anksiyetimi yavaş yavaş kırmaya başladım.Ataletim eriyor günbegün. Sözlerimi tutmaya başladım.En önemlisi, yeniden kendime inanmaya ve değer vermeye, hakettiğimi elde etmeye başladım.
Geçen sene içimi çürüten insanların bana yeniden o hisleri yaşatmasına izin mi vereceğim?O zaman son 3 aydır ne yapıyorum ben?Öleyim daha iyi.Sanki ben olmasam milliyetçi sevgilisi yeni yaşına giremeyecek.
Brave heart, dear.Don't weep single tear.
Ağlamadım ulan!!Gurur duyuyorum kendimle. Ağlamadım kimse yüzünden.Ağlamayacağım kimse yüzünden!
Kalan bir kaç ayım, geçer gider hemencecik. Biter gider.Kurtulurum.Toprağıma dönerim yine.Kuru, tozlu, kurak, kavruk toprağıma.
Yorumlar
Yorum Gönder