döndüm, evet.

 Buradayım. Son 1.5 senedir varlığını nasıl unuturum bu blog'un, aklım almıyor. O kadar dertsizmişim demek ki. Yanlış anlaşılmasın, hala dertsizim, hatta daha da dertsizim eğer bu mümkünse. 

Ve yalnızım. belki hiç olmadığı kadar yalnızım. İç dünyamı açmıyorum kimselere pek, kendim dahil. ağzıma geleni söylüyorum filtresiz. Gariptir, bu durum beni ağlatacak gibi hissettirmiyor artık. Aksine huzur buluyorum bu anonimliğimde. Kimseyi merak etmiyorum, kimsenin de beni merak etmesini istemiyorum. İnsanlarla ilgili olan her şeye korkunç ilgisizim. Üzülmüyorum bu duruma, belki üzülmem ve değiştirmeye çalışmam gerek ama o kadar umurumda değil ki.

Yazmaya dönmeye çalıştım olmadı. Resme, okumaya dönmeye çalıştım, olmadı. Çoktan hatmettiğim dizi ve filmleri yeniden izliyorum, eskiden kalbimi acıdan patlatan şarkıları çalıyorum. Ne yaparsam yapayım olmuyor, umursayamıyorum. Bunun daha kötü bir şeylerin işaretçisi olabileceğini tahmin edecek kadar deneyimliyim ama elimden gelen bir şey yok. Çünkü çok rahatım, kendimi nihayet bir şeyleri kabullenmiş hissediyorum. Hani böyle bir tarafım ölmüş gibi ama çabucak uyum sağlamışım, fonksiyon eksikliği çekmiyorum.

Her neyse. Bir şeyler beni sinirlendiriyor artık sadece. En çok da yan tarafta oturan orrrossspu çocuğu ibne dalyarağın boktan müziği. Neyse az kaldı kurtulmama.

Kurtulmak demişken; eski yazılarımı okudum da, buradan gitmeyi ve mutlu aile ortamıma bir an önce geri dönmeyi nasıl da şiddetle istiyormuşum. Pandeminin her şeyle ilgili fikirlerimi ve beni ne kadar değiştirdiğini bir kez daha görmüş oldum. 

Herhangi bir defterden daha iyi bu blog aslında. Sanırım yakında yazdığım her şeyi dijitale geçirip sonsuza dek mühürleyeceğim. Ömrümün geri kalanında ruhumun aleviyle her yeri tutuşturduğu kağıtları sırtımda taşımaya devam edemem. Fazlasıyla büyük bir yük bu, artık hafiflemiş benliğim için.

Öyle işte. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

low, low and low

i want it all, i just can't figure it out

midnight blue citrus