Bir şey ve yalnızca bir şey. İrade sahibi olduğumu, kontrolün bende olduğunu, kafaya koyduğumu yapacağımın kesinliğini gösteren bir şey. Yutağımın hemen gerisindeki canavar: seni görüyorum ve varlığını kabul ediyorum nihayet. Savaşım kendimle değil, bahşettiğim suretinle artık. Pençelerinin her kıvrımımda dolaştığını tiksintiyle fark ettim. Elinden kurtulmak için çırpındıkça daha da derine batan tırnaklarını etime ve hayatıma geçirdin. Senin nerede bittiğini ve benim nerede başladığımı kestiremiyorum. Beni şüpheyle tüketişinden bıktım. Yetersiz hissettirmen ve sahip olduğum hiçbir şeyi hak etmediğime inandırman gözlerimi dumanla dolduruyor. Ne gerçek, ne yalan bilmiyorum. Bana fısıldadığın her kehaneti gerçekleştirmekten başka işlevim kalmadı. Bu yüzden, artık sana yeni bir kimlik verdim. Bu yorgun, kayıp kızı hırpalamayı bırakıp asıl kaynağın peşine düşeceğim, onu yok etmeye içtiğim andı aklımdan çıkarmadan.
Belki de teşekkür etmeliyim sana. Merhametine neden layık gördün bilmiyorum. Elinden beni zamanına layık görmemen sayesinde kurtuldum. Yıllardır hayalini kurduğum, her detayına kadar zihnimde tasarladığım, kurtarıcım olacağına inandığım figürün kanlı canlı karşıma çıkmasını beklemezdim. Figür? Hem Şeytan, hem de Tanrı olduğunu söylemiştin, kendi yansımasının dahi gerçekliğine inanmayan birinin seni karanlık fantazilerinin ürünü olarak görmemesini nasıl bekleyebilirsin? Şeytanımdan medet umdum, etrafındaki yıkıntılardan bulduğum çerçöple omzuna küçük bir yuva yapabileceğimi sandım, her başını çevirip baktığında ona huzur verecek küçük bir kuş yuvası. Bir Şeytanı gülümsetebilecek zarafete sahip olduğumu hissettim bir an için, ancak parmağının tek hareketiyle onu cehennemin en derin dehlizlerine kadar takip edecek bir ucubenin teki olduğumu tekrar hatırlamadan önce. 10 günde hem Tanrım, hem Şeytanım olmayı başardın. İçimdeki imanı canlandıracağını söylemiştin, bir bakıma haklıy...
Travmalarımın beni yeniden ziyarete ettiği, bitmeyecekmiş gibi görünen dipsiz bir gecenin daha icindeyim, kendimi huzursuz bir uykunun içine yuvarlanmış bulmadan biraz önce yazabileceğim her şeyi yazmak istedim. Bu gece kendimi kanatmak istedim, kutuda köşede kalmış karanlık düşüncelerimin üzerime çullanmasına izin verdim, çok eskiden sıklıkla haşır neşir olduğum koyu karamsar mahzene düşmek istedim. Bilinçsizce, uyumam gerektiği halde beni yaralayacak düşünceleri eninde sonunda bulacağımı bilerek uyanık kaldım, yarattığım yeni dünyamı zedeleyecek her ne varsa zihnimin korunaklı duvarlarından geçmesini sağladım. Artık önemi kalmadığını bildiğim eski hüzünlerimin beni depresifleştirmesine ve içimdeki ışığı söndürmesine neredeyse ruhsuz bir zalimlikle yardım ettim, neredeyse kendimde olmayarak, neredeyse kendimi bitirmeye çalışarak. Ağlayarak uykuya dalmadığım bir günüm olmadı son 1 haftadır, kendimi her zamankinden de değersiz hissediyorum. Burnuma ölüm kokusu doluyor yeniden, uyu...
Yorumlar
Yorum Gönder